23 Şubat 2020 Pazar

Miras Payları


Miras Payları



Miras bırakanın ölümüyle birlikte mal paylaşımı derece sistemine göre belirlenir. Bu mal paylaşımı yapılırken yasal mirasçı ve atanmış mirasçı olarak iki tür mirasçılık sistemi ile belirlenir. Yasal mirasçılık miras bırakanın ölümü üzerine doğrudan miras hakkında hak sahibi olan kişilerdir. Yasal mirasçı olarak tanımlanan kişiler miras bırakanın kan hısımları, altsoyu, varsa evlatlığı ve sağ kalan eşidir. Atanmış mirasçı miras bırakanın kendi hür iradesiyle malını başka birine bırakması ile ortaya çıkan mirasçı kişidir.

Mirasta Derece Sistemi


Medeni Kanuna göre miras da mal paylaşımı yapılırken mirasçılar 3 derece sistemi ile belirlenir. Mirasta hak sahibi olabilmek için bu 3 derece olarak belirlenen grupların içinden birisinde yer almak gerekmektedir. Birinci derece olarak belirlenen yasal mirasçılar miras bırakanın çocukları, torunları ve bu torunların çocuklarını içine alır. Birinci derece mirasçılar ile miras bırakanın kan bağı olması gerektiğinde miras bırakanın eşi ve evlatlığı bu grupta yer almaz.

İkinci derece olarak tanımlanan mirasçılar miras bırakanın anne ve babasıdır. Fakat anne babanın mirasçı olabilmesi için miras bırakanın birinci derece mirasçılarından hiçbirinin kalmamış olması gerekmektedir. Anne ve baba mal paylaşımında eşit paylara sahiptir. Üçüncü derece mirasçılar ise miras bırakanın büyükannesi ve büyükbabasını kapsamaktadır. Ancak büyükanne ve büyükbabasının mirasçı olabilmesi için miras bırakanın birinci dereceden ve ikinci dereceden hiçbir kimsenin kalmamış olması gerekmektedir. Büyükanne ve büyükbaba mal paylaşımında eşit mal payına sahiptir.


12 Şubat 2020 Çarşamba

İcra Nedir

İcra Nedir

Hakkında icra takibinin başlanmış olması, kişilerin canını sıkan bir durumdur. Fakat birçok kişi icra ne demek olduğunu tam anlamıyla bilmemektedir. Bir kişiden alacağı olan kişilerin, alacaklı olduğu kişi veya kişilerden alçağını tahsil etmek için başlattığı işlemlere icra denir. Bu işlemler için İcra Müdürlüğüne başvurulur. Haciz ise alacaklı kişinin, alacağını tahsil etmek için, borçlu kişinin mal varlığına resmi işlemler neticesinde el koydurması işlemidir. 

Haciz için resmi işlemler de İcra Müdürlüğü başvuru yapılması ile gerçekleştirilir. Kişilerin aralarındaki anlaşma ve sözleşmelerin yerini getirilmesinde devlet gözetleyici konumundadır. Devlet; icra, haciz gibi işlemler esnasında gücünü İcra Müdürlükleri aracılığıyla kullanmaktadır. Kısacası İcra Müdürlükleri kişilerinin aralarındaki alacakların tahsilini devletin gücüyle gerçekleştirir. İcra takibi, alacaklı kişinin İcra Müdürlüğüne yaptığı başvuru sonrası borcun tahsilini istemesi ile gerçekleştirilen işlemlerdir. İcra işlemleri esnasında hem alacaklı hemde borçlu kişinin hakları korunmaktadır.

Borçlar Hangi Durumlarda İcralık Olur?


Borcun yasal olarak kanıtlandığı durumlarda icra işlemleri başlatılır. Yani borcun yasal olarak ispatlanması gerekir. Borcun kanıtlanması ile birlikte, İcra Müdürlüğü tarafından alacaklı kişi adına borçlu kişiye hatırlatma tebliği gönderilir. Hatırlatma tebliğine cevap alınamadığında, bu sefer borçlu kişiye ihtarname aracılığıyla tekrar hatırlatılır. İhtarname sürecinde de cevap alınamadığında ise borçlu kişinin mal varlığı belirlenir ve haciz işlemleri başlatılır. Haciz işlemleri bazı kurallar çerçevesinde gerçekleştirilir. Borçlu kişinin hayatını idama ettirebilmesi için gerekli olan mallar haciz edilemez. Borçlu kişinin iş ve ev hayatını sürdürebilmesi için gerekli mallar bırakılır. Ayrıca, gayrimenkul haczi gerçekleştirilirken yalnız o gayrimenkul borç üzerinden gerçekleştirilir.

27 Temmuz 2019 Cumartesi

Kıdem Tazminatı Hesapla





Kıdem Tazminatı Hesapla


Çalışanların işten ayrılmaları durumunda almaları gereken kıdem tazminat bedeli hesaplanırken her yıl değişik tavan miktarları söz konusudur. Aldıkları maaş tavan bedelinden yüksek olan çalışanlar her yıl için tavan ücretince kıdeme hak kazanmaktadır. Maaşın ne kadar olduğu, tavan fiyatının üzerinde olup olmadığı bu noktada önem arz etmektedir. Her yıl değişiklik gösteren tavan fiyatları 1 Ocak 2018 itibari ile yıllık tutar olarak 5.001,76 TL olarak belirlenmiştir.

Kıdem tazminatı nedir?

Çalışan kişinin belirli sebeplere bağlı olarak iş yerinden ayrılması durumunda 4857 sayılı İş Kanunu gereğince işveren tarafından işçiye ödenmesi gereken tazminat biçimi kıdem tazminat olarak ifade edilmektedir. Ancak kendi isteği ile işyerinden ayrılma kararı alan çalışanlar bu tazminattan yararlanamamaktadır. Alınabilecek durumlar:

·   Sözleşmenin feshi,
·         Kadın çalışanın evlenmesi üzerine bir yıl içerisinde çalışmanın kendi isteği ile sona ermesi,
·         İşçi ölümü sebebi ile tazminat ödemesi yapılmaktadır.
Bunun yanı sıra işçilerin de işi bırakmaları durumunda bazı zamanlarda kıdem tazminatı almaları mümkün olabilmektedir. Bu durumlara bakmak gerekirse:
·         Ağır çalışma koşullarına bağlı olarak sağlığın bozulması,
·         İstifaya zorlanma durumunda mobbing ya da psikolojik baskı uygulanması,
·         Ücretin sözleşmede belirtilen tutardan daha az ödenmesi,
·         Ek ücret alacaklarının ödenmemesi (mesai gibi),
·         Sigortanın geç ve eksik bildirilmesi,
·         SGK’ya giriş çıkış yapılması,
·         Bayramlarda çalışma karşılığında ücretin ödenmemesi,
·         Yıllık izinlerin kullandırılmaması,
·         Evlilik nedeni ile işin bırakılması,
·         Askerlik nedeni ile işten ayrılınması,
·         İşin durmasına neden olan sebeplerde işveren kıdem tazminat ödemekle yükümlüdür.

Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır?

Çalışan kişinin işe başlama tarihi baz alınarak hizmet sözleşmesinin devam süresince her yıl için işveren tarafından işçiye otuz gün brüt ücret tutarı kadar kıdem tazminat ödemişi yapılmaktadır. Bir yıldan daha fazla olan süreler için de aynı oranlar üzerinden ödeme yapılmaktadır. Kıdem tazminatı hesaplamalarında kesintiye uğrayan tek husus damga vergisi olarak belirtilmektedir. Kıdem tazminatı hesaplamalarında asıl ücretin tavanı söz konusu olmaktadır. Tavan bedeli her yıl değişiklik göstermekte ve devlet tarafından revize edilmektedir.